Serbest Piyasa

Son günlerde ekonomi gündemini en çok meşgul eden konulardan birinin hükümet, bilhassa Cumhurbaşkanı tarafından israrla Merkez Bankası'na (MB) faiz indirimi konusunda baskı yapılması ve MB Yönetimi'nin bu baskıya direnmesi ile bu eksende yaşanan tartışmalardır, diyebiliriz. Bir taraftan iktidar kanadı, faiz indirimi ile bankaların uyguladıkları kredi faiz oranlarının düşürülmesini sağlayarak ekonomiye hareket getirmek, ülke ekonomisini, Avrupa ekonomisinin de içinde olduğu durgunluğa (stagflasyon) karşı koruma arzusundayken diğer taraftan MB yönetimi (ve MB yönetimi ile benzer görüşte olan TÜSİAD gibi iş çevreleri ile birçok ekonomist), enflasyona rağmen faizlerin düşürülmesi kararının kısa vadede ekonomiye olumlu etkilerinin çok ötesinde kısa, orta ve uzun vadede ekonomiye çok ağır olumsuz etkileri olacağı yönünde görüş beyan etmekteler. Bu konuda yaşanan üslup ve nezaket zaaflarını bir kenara bırakalım. Bir türlü sonlanmayan bu tartışmalar, serbest piyasa ekonomisinin fikir babası olarak niteleyebileceğimiz Adam Smith'in ilk kez ortaya atmış olduğu “Görünmez El” kavramını aklıma getirdi.
 
Görünmez el
 
Adam Smith'e göre piyasayı, daha doğrusu fiyatları belirleyen görünmez bir el vardır. Bu Görünmez el, arz talep dengesidir. O'na göre fiyat istikrarı; doğal olarak oportünist/bencil davranan ve bunun için de piyasaya ürün arz ederken maksimum fayda /kâr elde etmek maksadında olan üretici ile aynı bencil güdülerle bir ürünü en düşük maliyetle/fiyatla elde etmek isteyen tüketici arasında kendiliğinden gerçekleşir. Piyasada az bulunan bir ürünün fiyatı, tüketici ürüne ulaşmakta zorlandığı için maliyetlerin çok üstünde belirlenir. Böylece yüksek kâr oranları ortaya çıkar. Bunu gören diğer üreticiler de yüksek kâr elde etmek güdüsüyle, aynı üründen üretir ve piyasaya daha fazla arzda bulunurlar. Oluşan arz bolluğu sebebiyle, tüketici ürüne daha kolay ulaşmaya başlar. Böylece Ürünün fiyatı düşer. Nihayet arz talep dengesi içerisinde fiyat istikrarı kendiliğinden gerçekleşir. Özü itibariyle bu süreçlerde kişiler ve firmalar kendi çıkarlarını kollarken aynı zamanda toplumun da çıkarına hizmet ederler. Örnek olarak, tam rekabet ortamında fiyatlar düşer ve fiyatlar düşünce bundan bütün tüketiciler yararlanır. Bu ortamda üreticiler ve tüketiciler arasında bir çıkar çatışması yoktur. Zira üreticiler ile tüketiciler oluşan dengede nihai olarak birlikte nemalanırlar.
 
Adam Smith'e göre piyasa istikrarını bozan en önemli etkenlerin başında, devletin piyasaya müdahalesi ve dış etkenler bulunmaktadır. Esas itibariyle özerk bir kurum olarak
ihdas edilmiş olan merkez bankasının ana misyonu, doğal bir denge mekanizması gibi işlemekte olan arz talep dengesinin bozulmasını önleyici tedbirler alarak kamu yararını maksimize etmektir. Ana karakteri özerk çalışma ilkesi olan MB'nin bu ilkesel duruşunun manipüle edilmesinin, MB'nin saygınlığına ve kamu yararını gerçekleştirme misyon ve yetenegine zarar vereceği kanaatindeyim.
 
ÖNCELİKLE BİR EKONOMİST OLMADIĠIMI, SADECE GÜNDEMİ TAKİP EDEN FARKLI GÖRÜŞLERİ DİNLEYiP KENDiNCE BİR ÇIKARIMA VARMAYA ÇALIŞAN SADE BİR VATANDAŞ OLARAK FİKİRLERİMİ ORTAYA KOYDUĞUMU, BU KONUDA HERHANGİ BİR İDDİAM OLMADIĞINI İFADE ETMEK İSTERİM.